3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu, İstanbul İŞKUR önünde havalimanı şantiyesinde yaşanılan iş cinayeti için basın açıklaması yaptı.

Basın metnini okuyan Sendikamız Genel Sekreteri Nihat Demir, “İşçileri, sendikacıları tutuklayanlar bununla ilgili soruşturma açacak mı?” diye sordu.

Sendikamızın bileşeni olduğu 3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu, yapımı süren havalimanı şantiyesindeki bir rögarda bulunan işçinin ölümüne ilişkin, İstanbul İŞKUR önünde  basın açıklaması yaptı.

“Öldürüp kaybettiğiniz işçi kim ve nerede? 3’üncü Havalimanı şantiyesinde işlenen son cinayetin örtbas edilmesine izin vermeyeceğiz” pankartının açıldığı açıklama da “köle değiliz” diyen işçilerin anında soruşturmalara uğradığı, gözaltına alınıp tutuklandığı, fakat aynı polis ve mahkemelerin ölen bir işçiyle ilgili herhangi bir işlem başlatıp, başlatmadıklarının bilinmediği, bakanlıkların sessizliklerini bozmadıkları belirtilerek, iş cinayetlerinin örtbas edilmesine izin verilmeyeceğini söyledik.  Açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ali Şeker ve sendika yöneticileri katıldı.

Platform adına açıklama yapan  Genel Sekreterimiz Nihat Demir, “3. Havalimanı inşaatında bir iş cinayeti yaşandı. Üç gündür gerçekliğini teyit etmeye çalıştığımız olayda kimlik bilgisine dahi ulaşılmayan bir işçinin cenazesi şantiyedeki rögarın içinde, yine işçiler tarafından bulundu. İşçilerin üzerinde her daim hazır ve nazır bekleyen görevliler, cinayetlere engel olmak yerine örtbas etmeye çalıştılar. Tanık işçilerin telefonları ellerinden alınarak kayıtları silindi.

İktidarıyla patronuyla bu ‘büyük prestij projesinin’ sahipleri için, polisi, jandarması, adliyesi, meslek ahlakından yoksun yazarları için bu cinayet hiç işlenmedi! Hatta bu işçi hiç var olmadı! Örtbas etme çabaları, mutlak suskunlukları başka neyi gösterir? Sorunlara dikkat çeken işçiler sendika yöneticileri ve destekleyenleri hakkında davalar açarken hiç vakit kaybetmeyen savcılar, acaba girişimde bulunup, sorumlu İGA yöneticileri hakkında bir soruşturma açmış mıdır? Şimdi ölen işçinin ailesine ulaşılmasını engellemek için, başka deyişle, ailenin cenazeye ulaşmaması için ellerinden geleni yapacaklar. Gizleme çabası ve sessizlikleri bunun içindir. Bunu da başarsalardı kimsesizler mezarlığına bir işçi daha gömülecekti. Belki biz bilmeden bu ‘büyük prestij yatırımının!’ inşaatında öldürülen bilinmez sayılı işçilerin yanına birisi daha eklenecekti. Ama bu sefer, son cinayet gizlenemedi. Şimdilik, ölen kardeşimizin kimliğini değil ama en azından öldürülmüş olduğunu biliyoruz. Şunu da biliyoruz ki bu cinayetin gizlenememiş olması, havalimanı işçilerinin talepleri için ayağa kalkmaları ile her kesimde, işçilerde, vicdanlarda artan bir farkındalığın eseridir. İşçilerin haklı tepkisi bütün ülkede ses getirmese bu cinayetin de üstünü örtebileceklerdi.

İşçi sağlığı iş güvenliğine yatırım yapmamaları, iş güvenliğini maliyet artıran gereksiz masraf olarak görmeleridir. 3. havalimanı işçilerinin isyanı, bütün bu nedensellikleri ortaya koyan büyük bir çoban ateşi oldu. Sermayenin ve iktidarlarının korkusu, bu ateşin yayılması, karanlığın aralanmasıdır. Direnen işçilere uygulanan yoğun baskılar, tutuklamalar bu korkunun eseridir. Ve elbette bu son örnekte görüldüğü gibi, üç gün önce işledikleri cinayeti örtbas etme, gizleme çabası da bu korkunun ürünüdür. Havalimanı işçilerinin haklı talepleri için verdikleri mücadele ile dayanışmamızı yükselteceğimizi yineliyoruz. İş cinayetlerini gizleme, bilgi karartma çabaları karşısında her duyarlı bireyi, kurumu gerçeği yayan birer mecra olmaya, birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

Açıklamanın ardından DİSK Yönetim Kurulu Üyesi  Kamber Saygılı: “Yüzlerce kez şikayetlerde bulunmamıza rağmen hem patronların kapısı hem de Çalışma Bakanlığı’nın kapısı önümüzde duvar oldu. İşçi sağlı, iş güvenliği konusunda küçük adım atma tenezzülünde bulunmadılar” diye konuştu.

Açıklamaya katılan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker şunları söyledi: “O haklı seslenişine katkı sunmak için, onu mecliste duyurmak için 3 yıl öncesinde işçiler ölüyor tedbir alın dedik, soru önergesi verdik. Bu tedbirler alınmadığı için çok sayıda işçi arkadaşımız maalesef katledildi. Orada yükselen havaalanı değil 38 işçinin mezarı aynı zamanda. Orada kimin çalıştığı belli değil, kimin öldüğü belli değil ve kimin öleceği belli değil. İnsanlar insanca çalışma koşulları altında çalışmak istiyor. Haklı yakarışlarının karşılığında da hapse tıkıldılar. Güçlünün haklı olduğu değil, haklının sesine kulak verildiği bir Türkiye için haklı olan işçilerin yanındayız. Tutuklu işçilerin serbest bırakılması için buradan bir kez daha sesleniyorum; haklı olan işçileri serbest bırakın” dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise şöyle konuştu: “Bu yalnızca sermaye açısından değil, iktidar açısından da aynı durum. İktidar en temel hakları hiçe sayıyorsa sermaye de iktidar güç aldığı için o da tüm hakları yok sayıyor. Bugün burada yaşanan vahim bir olay. Bu inşaat alanında insanlar ölüyor ve kimsenin haberi olmuyor. Bir soruşturma dahi açılmıyor ya da açıldığıysa üstü kapatılıyor. İş cinayeti mi, birinin öldürmesi sonucu mu gerçekleşti, ortada başka türlü bir vaka mı var, bu cinayetin üstünü kim örtüyor, kim kapatıyor… Buna dair hiçbir sorunun cevabını maalesef alamıyoruz. Özellikle bu olayla ilgili Çalışma Bakanlığı’nı aramaya çalışıyoruz, muhatap bulmaya çalışıyoruz, konun aydınlatılması, üzerine gidilmesi, soruşturma yapılması için ilgili kişilerle bağlantı kurmaya çalışıyoruz ama hiçbir şekilde telefonlarımıza dönen olmuyor. Ölen işçi arkadaşımızın adını dahi öğrenebilmiş değiliz.”

 

 

BU YAZIYI ARKADAŞLARINIZLA PAYLAŞIN: